Otoskleroz Hastalığının Tedavisi

29 July, Sunday, 2012 Posted by Dr.Murat Enöz

Her hastaya göre ayrı tedavi şekli planlanmaktadır. Özellikle 1960' lı yıllarda sodyum floridin koruyucu olarak kullanımını önerenler olsa da; güncel kaynaklar tarafından sodyum florid kullanımı önerilmemektedir. Bu nedenle hastalığa karşı bir korunma önlemi yoktur, hastalık saptandıktan hastanın takibi gerekmektedir. İşitme kaybı çok ağır olmadıkça tedavi medikal tedavi ve izlem önerilmektedir. Cerrahi girişim dışındaki tedavi seçeneklerin sonuçları yetersizdir. Cerrahi işlemin hasta erişkin yaşa ulaştıktan sonra, tam sağırlık ortaya çıkmadan ve hastalığın durakladığı bir dönmede yapılması uygundur. Uzun dönemli sonucu açısından, cerrahi dışında başka güvenilir tedavi seçeneği yoktur.

 

İşitme Kaybı Hafif Olan Hastalarda Medikal Tedavi, Takip ve İşitme Cihazı Kullanımı (Amplifikasyon)

İşitme kaybı hafif düzeyde olan hastaların takip edilmesi ve hastalığın aktif olduğu dönmelerde soyum florid tedavisinin 6 aylık kürler halinde planlanması yapılabilir. Otoskleroz hastalığının kemik yapım ve yıkımındaki bozukluktan kaynaklandığını tartışmalı olduğundan bazı kaynaklar D vitamini ve kalsiyum karbonatın da tedavide kullanılabileceğini savunmaktadır. Sodyum florid kemikte bulunan hidroksiapatitteki hidroksil bölümü ile yer değiştirerek floroapateit oluşumunu sağlar ve kemikteki kalsifikasyonu arttırarak kemiğin dayanıklılığını arttırır.  Özellikle muayene esnasında Schwartze (Flamingo Kırmızılığı) belirtisi olan hastalara sodyum florid tedavisi önerilmektedir. Hastalığın aktif olduğu düşünülen bu önemde cerrahi tedaviden kaçınılmalıdır. İşitme kaybı giderek belirginleşen ve cerrahi tedaviyi reddeden hastalarda işitme cihazı kullanımı (amplifikasyon) uygun bir seçenek olabilir.

 

 

Otoskleroz hastalığında en etkili tedavi şekli cerrahidir. Aşağıdaki faktörlerin varlığında cerrahi işlemin başarı şansı daha yüksektir:
Hastane ve Hekim İle İlgili Faktörler:
KBB uzmanının kulak anatomisine hakim olması ve yeterli sayıda kemikçik ile ilgili cerrahi işlem uygulamış olması
Hastanenin yeterli teknik donanıma sahip olması
Hasta ile İlgili Faktörler
Hastanın cerrahiye istekli olması
Hastanın sağlık durumunun iyi olması
Daha önceden ameliyat edilmemiş kulak olması
Odyometride en az 25-40 dB işitme kaybı olması ve hava kemik aralığının fazla olması
Konuşmayı ayırdetme skorunun iyi olması
Rinne testinin negatif olması

 

 

Otosklerozda Cerrahi Tedavi

 İlk olarak 1956 yılında John Shea tarafından otoskleroz hastalığının tedavisi için tanımlanan total stapedektomi ameliyatından sonra, gelişen teknoloji ve tıbbi deneyimle, stapedotomi ameliyatları tanımlanmıştır. Yan şekilde sizlere yayınlanan cerrahi tekniklerin isimlerini paylaşmak istedim. Aslında bu cerrahi girişimlerin hepsi, hastalığın etkiledği alanların çıkartılması ve yerine çıkarılan kemikçik ya da kemikçiklerin görevini gören protezlerin yerleştirilmesi işleminden ibarettir. Daha çok üzengi kemiğinin tabaı tutulduğu için bu bölgenin çıkarılması ve yerine piston şeklindeki protezlerin yerleştirilmesi işlemi yapılmaktadır.

Cerrahın deneyimi ve hastanenin donanımına öre bir teknik belirlenmektedir. Özellikle son yıllarda popülarize olan üzengi kemiğinim lazerle delinmesi ya da farklı protezlerin kullanılması şeklinde uygulamalar dikkat çekmektedir. Her bir yöntemin kendine özgü olası komlikasyon ve riskleri bulunmaktadır. Ben, özellikle dış kulak yoluna yapılan tek insizyonu yaptıktan sonra, mikrotur yardımı ile yapılan stapedektomi  ya da stapedomi ameliyatını tercih etmekteyim.

 Cerrahi işlem esnasında orta kulağa girildikten sonra üzengi kemiğinin çekiç kemiği ile olan eklemi kesilir, tendou kesilir taban çıkarılır ya da delinir. Taban çıkartılırsa işlemin adı "stapedektomi"  taban delinirse "stapedotomi" olarak adlandırılır. Taban çıkarıldıktan ya da delindikten sonra protez çekiç kemiği ile üzengi kemiğinin tabanı arasına yerleştirilir.

Aslında ameliyatın en hasas ve zor anı bu son aşamadır. Protezin içeriye çok soklması hastanın ameliyat sonrası kafa hareketleri ile artan baş dönmei şikayetine neden olabilirken; protezi yerleştirlmeden önce iç kulağa kan kaçması ameliyat sonrası işitme kaybı ya da baş dönmesinde artmaya neden olabilir. Bunların dışında protezin kolunun fazla sıkılması durumunda çekiç kemiğinin uzun kolu kırılabilirken, ameliyat sonrası kulak tamponun içeriye fazla sokulması kulak zarının direk proteze yapışmasına neden olabilmektedir. Şüphesiz ki;  cerrahın deneyimi ve hastaya göre cerrahi işemini planlaması cerrahi başarıda çok önemli bir faktördür.

Ameliyat sonrası ilk birkaç gün süren baş dönmesinin olması normaldir. Güzel seçilmiş hasta ve iyi bir cerrahi müdahale sonrası bir çok hastanın işitme kaybı şikayeti ortadan kalkmaktadır. 

 

 

Lazer yardımlı stapedotomi ameliyatı - animasyon video izlemek için tıklayınız >> 

Lazer yardımlı stapedektomi ameliyatı - animasyon video izlemek için tıklayınız >>